Zonguldak’ta Afgan işçiyi yakanların yargılanmasına başlandı

ZONGULDAK – Zonguldak’ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesinde geçtiğimiz yıl çalıştığı kaçak maden ocağında yakılarak öldürülen Afgan işçi Vezir Muhammed Nourtani ile ilgili dava başladı.

Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında geniş güvenlik önlemleri alındı. 3’ü tutuklu olmak üzere 6 sanığın yargılandığı davayı izlemek için gelen sanık yakınlarından sadece ikişer kişi mahkeme salonuna alındı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Özgül Saki, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan’ın da takip ettiği duruşmada, sanıkların avukatları dışarıda kalan sanık yakınlarının mahkeme salonuna alınmasına istediler. Ancak mahkeme başkanı salonunun kapasitesinin yetersiz olması sebebiyle güvenliğin sağlanamayacağını, bu nedenle dışarıda kalanların salona alınmayacağını söyledi.

Sanıkların kimlik bilgilerinin yazılmasının ardından başlayan duruşmada ilk olarak ifade veren Eray Demir; Hakan Körnöş ve Enver Gideroğlu’na ait maden ocağında çalıştığını, olay günü kulübe de oturduğunu söyledi.

“Afganlı Muhammed geldi ekmek poşetini alarak yanımızdan ayrıldı. Yaklaşık 2-3 dakika sonra Serkan geldi. ‘Afganlıya bir şey olmuş, yerde sırt üstü yatıyor’ dedi. Bunun üzerine biz de Alaattin Çayırlı ile maden ocağına koşarak gittik” diyen Eray Demir, “İçeriye girdiğimizde Muhammed yerde yatıyordu. Alaattin ağabey, Muhammed’in dilini yokladı yaşıyor mu diye. Ben de diyafonla Enver’i çağırdım” ifadelerini kullandı.

‘OLAYIN OCAĞIN DIŞINDA OLDUĞUNU GÖSTERİN, BAŞIMIZ YANMASIN DEDİLER’

Nourtani’yi taşırken madenin sahiplerinden Enver Gideroğlu’nun geldiğini aktaran Demir, şöyle devam etti:

“Serkan, Alaattin ve ben Afganlıyı vagona koyup dışarıya çıkardık. O esnada Enver ağabey geldi. ‘Ne oldu’ diye sordu. İçeride düşüp bayıldığını söyledik. Bu sırada Alaattin ağabey de kalp masajı yapmış. Serkan, Hakan’ı aradı. Hakan da ne olduğunu sordu, ‘Bilmiyorum kalp krizi geçirdi herhalde’ dedi. Elimizle Muhammed’in nabzına baktık. Atıyor gibiydi ancak anlayamadık. Su getirip elini yüzünü yıkadık. O sırada Hakan, ‘Benim evden battaniye al gel’ dedi. Maktulü battaniyenin üzerine koyup arabanın bagajına bıraktık.

O sırada Enver ve Hakan, ‘Olayın ocağın içerisinde değil dışarısında olduğunu gösterin. Hastaneye götürün. Bizim infazımız var. Başımız yanmasın. Kimliği yok. Ocak kaçak’ dediler. Bunun üzerine Afganlıyı arabaya koyduk. Enver, ‘Afganlının kıyafetini sobaya atın’ dedi. Hakan, Alaattin ve Enver abi, ‘Biz hastaneye gidiyoruz’ dediler. ‘Biz işimize devam ediyoruz’ dedik ve Serkan ile birlikte yemek yedik.”

‘NOURTANİ’NİN KIYAFETLERİNİ SOBAYA ATTIM’

Daha sonra Nourtani’nin kıyafetlerini sobaya attığını söyleyen Eray Demir, kendisinden benzin alınmasını istediklerini ancak kabul etmediğini iddia etti.

Demir, Vezir Muhammed Nourtani’nin yakılmasına tanık olmadığını söyledi.

KAYABAŞ: BU OLAY DUYULURSA SENİ VURURUM

Eray Demir’den sonra işçilerden tutuksuz sanık Serkan Kayabaş’ın ifadesine geçildi.

İfadesinde eski MHP Gelik Belde Başkanı ve kaçak ocağın sahibi Hakan Körnüş’ün kendisini, “Anam avradım olsun bu olay duyulursa seni vururum” diyerek tehdit ettiğinin belirten Serkan Kayabaş, Vezir Mohammed Nourtani’nin taşınmasına yardım ettiğini söyledi.

Maktulün eşyalarının yakıldığına şahit olduğunu kendisinin o esnada yemek yediğini anlatan Kayabaş, “Ben maktulün kıyafetlerini sobaya atmadım. Nourtani ocaktan taşınırken yardım ettim” dedi.

Kayabaş, neden müdahale etmediğine dair soruyu ise ise şöyle yanıtladı: “Bizim bulunduğumuz yerde telefon zor çekiyordu. Biz Hakan’ı aradığımızda bile sesler cızırdıyordu. Eşim ile konuşurken de sesler cızırtılı geliyordu.”

Hakimin, “Eşini arayabildiğine göre 112’yi aramayı da başarabilirdin” sözleri üzerin Serkan Kayabaş, “Maktulü hastaneye götüreceklerini söyledikleri için 112’yi aramadık. Ben orada yetkili değilim, ayrıca sağlık hususunda bir bilgim olmadığı için karışmadım. Alaattin’in kalp mesajı yapmasına bir şey demedim” ifadelerini kullandı.

Mahkeme başkanının, kameranın yönünü değiştirmesine ilişkin sorusuna Kayabaş, “Elbise yakma olayını Eray yaptı. Kamera kaydı dosya içerisinde mevcut. Boyum 1,73 olduğu için herhangi bir kırma söz konusu değildir, boyum yetmiyor. Ben sadece Vezir Muhammed’in elbiselerini hemen yanımdaki çuvala koydum” sözleriyle yanıtladı.

ÇAYIRLI: OLAYI İLK BİLDİREN BENDİM

Tutuksuz sanık Alaattin Çayırlı, olay günü kömür satın almak için madene gittiğini söyledi.

Nourtani’nin aracına kömür yüklediğini aktaran Çayırlı, “Maktul içeriden gelerek aracımın vagonuna kömür döktü. 5-10 dakika sonra içeriden Serkan koşarak geldi ve ‘Abi adam bayıldı’ dedi. Ben daha önceden kaza geçirdiğim için ocağa girmeye korkarım normalde. Maktulün yakın bir yerde yattığını görünce ilk yardım müdahalesinde bulundum. Maktul bir sefer hırıltılı bir şekilde nefes alıp verdi. Nabzı atmıyordu. Kollarına baktım. Sonra tekrar kalp masajı yaptım hayata döndürmek için. Ondan sonra Hakan geldi, ‘Herhalde vefat etti’ dedim. Sonra Hakan da kalp masajı yapmaya başladı” diye konuştu.

Nourtani’yi araca taşıdıklarını ifade eden Çayırlı, “Maktulü battaniyeye koyup araca getirdik. Araca ben, Hakan Körnüş ve Enver Gideroğlu ile beraber bindik, ormanın içinden gidiyorduk. Enver, Hakan’a durmasını söyledi. ‘Hakan dur bu adamın kimliği yok, Afgan zaten atalım’ dedi. Ben de bunun mümkün olmayacağını, bunun insan olduğunu söyledim. Gittiğimiz yer yaklaşık 5 kilometre yerdi. Bahse konu araç sıkıntılıydı. Enver Gideroğlu, ‘Yol ayrımında gömelim’ dedi. Ben Enver’e bağırıp çağırdım. ‘Adamı hastaneye götürelim. Sonuçta kalp krizinden öldü, size bir şey olmaz’ dedim. Bunun üzerine onlara ‘Beni bırakın’ dedim. Eve gidip yattım” dedi.

Sonraki gün haberi gördükten sonra savcılığa gittiğini dile getiren Alaattin Çayırlı, “Ertesi gün Afgan bir kişinin yanarak öldüğünü duydum. Bu durumda hemen avukatım ile birlikte savcılığa gittim. Olayı ilk bildiren bizdik. Kameraların çevrilmesi ve benzin alınması ile ilgili hiçbir dahilim yoktur” ifadelerini kullandı.

‘HAKAN BANA DÖNÜP YAK DEDİ’

Mahkemede ifade veren maden sahiplerinden tutuklu sanık Enver Gideroğlu savunmasında, Vezir Muhammed Nourtani’nin yakılmasını şu şekilde anlattı:

“Hakan ve Ahmet (madende çalışan Ahmet Aydın) ikisi birlikte taşıdılar ve battaniyeyi çekip aldılar. Hakan, aracın sağ arkasına battaniyeyi koydu. 35-40 metre çapraz bir şekilde ilerledik. Ahmet, Hakan’a arabayı durdurmasını ve farları kapatmasını söyledi. Durunca Hakan arkasına dönüp bana ‘Yak’ dedi. Ben kabul etmedim. Bir dakika kadar sonra aracın ön kapısı açıldı. Ahmet Aydın’ın benzin bidonu aldığını gördüm. Ben arabada kaldım 35-40 metre mesafe vardı. Camlar filmliydi kim benzin döktü, kim yaktı görmedim. Alev aldığını ve Ahmet’in elinde bidonla koştuğunu görmüştüm. Bu sırada Hakan sağ ön kapıdan torpidoda bir şey arıyordu.

İkisi birlikte dönünce Ahmet, ‘Kaç kaç’ dedi. Yola devam ettik. Aydındere mevkiinde Ahmet Aydın 5 litrelik benzin bidonunu dışarı attı. Sonra benzin istasyonuna geldik. Hakan oradan araca benzin aldı. Tekrar battaniyeyi yakacağını söyledi. Benim aracım madende kaldığı için Eray’ı aradım ve aracı merkeze getirmesini söyledim. Eray geldi, ‘Ne yaptılar abi’ diye sordu, ‘Yaktılar’ dedim.”

(HABER MERKEZİ)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir